Kaybolan Virgül ve Toplumun İflası

// Yaşamdan

“Çok şükür” mütedeyyin olarak kabul gören toplumumuzun hasbihal girizgahıdır. Çoğunlula gündelik durum ifadesi olsa da, esnaf, çiftçi gibi küçük ölçekli ekonomi elemanlarında şükürden sonra gelen ifade ekonomik durumları için belirgin bir göstergedir.

– Çok şükür, idare ediyoruz
– Çok şükür, işlerimiz iyi gidiyor
– Çok şükür, işler iyiye gidiyor

Bu kalıp son 2 yıldır değişti, virgül kayboldu, şükürden sonra duraklama olarak nokta  geldi. Virgülün yerine gelen bu nokta, edebiyatta noktanın getirdiği duraklama kuralı gibi ekonomide de işlerin durağanlığını ifade ediyor.

– Çok şükür. Ama işlerimiz kötü, zorlanıyoruz…

İdare kültürüne sahip toplumdaki bu değişimin temeli basit bir sıkıntı değil. Büyük bir iflasın neticesidir.

2012’in ortalarında başlayan ekonominin kötü gidişatı, artık gidilecek yolu olmayan bir hal almış durumda uzun süredir, 2 yıldır da tükenmişliği yaşıyoruz. Üretenin, aracının, tüketenin, topyekün iflas ettiği bir dönemdeyiz. Sadece ekonomik de değil, kaybolan virgülün toplumda yarattığı tahribat, sosyal iflasın maliyeti çok daha yüksek.

Çaresizlik, insanları en olmaz umuda yönlendiriyor ve daha da kaybediyorlar. Kumarın ulaştığı boyut korkunç boyutlarda.Finansal rakamlar da bunu net olarak gösteriyor, rakamlar üzerinden duruma bakalım.

Aşağıdaki rakamlar,Türkiye’deki kullanıcıların 2017 ilk çeyrek yurtdışı kredi kartı harcamalarını gösteriyor (BKM Verileri).
İngiltere : 504 Milyon TL
Amerika : 260 MilyonTL

İngiltere’deki kart kullanımı
Ocak 152 Milyon TL
Şubat 158 Milyon TL
Mart 194 Milyon TL

Bu rakamlar ticaret veya gündelik harcamaların hacmi değil, büyük çoğunluğu kumara aktarılan paralar. Ve giderek artıyor, Ocak ile Mart arasındaki fark 42milyon TL.  3 aylık zaman diliminde sadece İngiltere’ye 504 Milyon TL  gitmiş.

MASAK’ın verilerine göre 5 milyon kişi yılda 50 Milyar TL kaçak bahis oynuyor, bir o kadar da yasal bahis vardır..

Bununla da kalmıyor, çıkmaz ve çaresizlik insanların kötülük potansiyelini de tetikliyor. Dolandırıcılık, tokatçılık gibi hasletler, esnafın esnafa haseti acı boyutlara ulaşmış durumda.

Emniyet güçleri Eylül ayında bunun önüne geçmek için kapsamlı bir operasyon yaptı.

Bunu yasaklamalar, operasyonlar ile engellemek mümkün değil. Başlangıca inmek gerekiyor, bunun temel sebebi kaybolan virgül. Uzun süredir işleri kötü giden esnaf gibi ekonomiler, insanlar çaresizce kolay çıkış yolu arıyorlar ve kumar oynuyorlar. Köydeki çiftçiden tutunda, mahalle bakkalına, asgari ücretlisine… Herkes en olmaz umuda sarılmış durumda ve hepsi kaybediyor, kaybediyoruz. Orta halli mülksüzleşiyor, mülksüzler daha müşkül bir duruma düşüyor.

Çürümeyi önlemek için devletçe gösterilen gayret de yok. Vizyon yok, dünyaya entegre bir siyaset olmayınca, toplumu iyileştirecek vizyon da olmuyor haliyle. Ekonomi, her ne kadar finansal bir iş olsa da kültür gerektirir; medeni dünyadan, kendi toplumdan,  devlet kültüründen uzak, müptezel kişilerce yönetilen iktidarın ittiği çukurun içerisindeyiz.

Ekonomiden kaynaklı bu çürümeye, iktidarın toplumu ayrıştırma gerçeğini eklersek, Hermann Broch’ın “Halk denen kitlenin ta derinliklerinde yatan, bir gizilgüç niteliğiyle varolan kötülüğün …” ifadesi, bizi daha kötü bir geleceğini beklediğini gösterir.

Peki ne yapacağız, karamsarlığa teslim mi olacağız? Bireyin kendine olan cevabı haricindeki cevapların gerçekçi olacağına inanmıyorum.

Benim kendime cevabım Yaşar Kemal’den geliyor  “insan, düşleri öldüğü gün ölür”.

Paylaşırsanız başkaları da okur



Leave A Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir